Günümüz dünyasında insanların en çok ızdırap çektikleri duygulardan
birisi güvensizliktir. Bireysel çıkarın, bencilliğin vizyonda olduğu şu
dönemde tahtı sarsılan en önem erdemlerden birisi güven duygusudur.
Güven nedir; korku, endişe ve çekinme duymadan bağlanmak ve inanmaktır.
Bir insana güven duymak demek ondan hiçbir şekilde zarar gelmeyeceğine
kanaat getirmektir. İşte bu noktada güven duygusu ilk önce kendisiyle
başlayan ve sonra diğer bireylerle bağlanarak gelişen bir duygudur.
İnsan kendisine verdiği sözleri yerine getirme gücünü kendinde
bulabiliyorsa, diğer insanlara da verdiği sözün anlamını kavrar. Yani
kendi kendine saygı duyabilen insan başkalarına da saygı duyacaktır.
İnsan verdiği sözlere uyduğu ölçüde insan olarak büyür ve yücelir.
Sözlerini unutup, yerine getirmediği derecede de alçalır ve küçülür.
İnsanlar arasında antlaşmaya uymayanlar zalim ve cahil olanlardır. Bunların sözüne güven
duyulmaz. Güven bankasındaki sürekli olarak kredi çekip hesabına bir
şey yatırmayan banka müşterilerine benzerler. Bir müddet sonra bankadaki
kredileri bitince artık ihtiyaçlarını hiçbir şekilde karşılayamazlar.
Bunun gibi insan ilişkilerinde de güven hesapları vardır. Birbirimize
karşı güven sarsıcı eylemlerde bulunmamız sonucunda en fazla ihtiyacımız
olduğu bir anda asla o insanları yanımızda göremeyiz. Bunun için güven
tazeleyici hesaplarımızı gözden geçirmek zorundayız. Bu konuda “Yalancı
Çoban” hikayesi dikkate değerdir. İki defa halkı kurt geldi diye aldatan
çoban üçüncü de gerçekten kurt saldırısına uğradığında insanların
ilgisizliğine maruz kalır. Böylece sürüyü kurtlar talan eder.İnsan
ilişkilerini belirleyen en önemli unsur güvendir. Alışverişimizi güven
duyduğumuz marketten yaparız. Dostluğumuzu güven duyduğumuz insanlarla
paylaşırız. Sanıyorum hiçbirimiz güvenini sarsmış bir insanla
birlikteliği devam ettirmeyi normal karşılamayız. Çünkü verdiğimiz
sırlar ortada gezer, söz verdiğinde sözünde durmaz, vereceğinizi
zamanında vermez. Sürekli olarak bizi yolda bırakır. Peygamber efendimiz
bu konuda şöyle bir tespitte bulunmaktadır; “Münafığın alameti üçtür;
Konuştuğunda yalan söyler. Söz verdiğinde sözünde durmaz. Emanete ihanet
eder.” Bunlar insan kişiliğindeki kan kaybıdır. Nasıl ki kan kaybı
zamanla insanın ölmesine neden oluyorsa güven kaybı da kişiliğin
ölmesine neden olmaktadır. Kişiliği ölmüş insan ise toplumun hangi
statüsünde olursa olsun güvene layık değildir.
İşte bu açıdan bakıldığında sonuç olarak şunu söyleyebilirim; çeşitli
şekillerde denediğiniz insanlardan güven kredisi tükenmiş olanları dost
edinmeyin. Çünkü onların dostlukları sadece ve sadece bireysel
menfaattir. Onlara göre menfaatin bittiği yerde güvenilmeye değecek bir
şeyde kalmamıştır. Dostluğun hepsi güvendir. Kaybedilmiş güven asla
dostluğu canlı tutmaz.
Sözünde durmayan insanları deşifre etmek ise başkalarının
aldatılmasını önlemeye yardımcı olacağı için toplumsal vicdanın bir
gereğidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder